adjective

pressing

acil, ivedi

We have a pressing matter to discuss.

Görüşmemiz gereken acil bir mesele var.

This is a pressing issue for our community.

Bu, toplumumuz için acil bir konudur.

a pressing ((isim)) acil bir (isim) Bu, acil bir konudur.

Synonyms: urgent, critical, crucial; Antonyms: trivial, unimportant

'Press' (baskı yapmak) fiilinden gelir, size 'baskı yapan' ve ilgi gerektiren bir şeyi ifade eder.

Üzerinize 'baskı yapan' ve acilen ilgilenmeniz gereken ağır bir yük hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.