verb

pressurize

basınç uygulamak, baskı yapmak, tazyik etmek

The cabin of the airplane is pressurized.

Uçağın kabini basınçlıdır.

They tried to pressurize him into signing the contract.

Sözleşmeyi imzalaması için ona baskı yapmaya çalıştılar.

((bir şeye)) basınç uygulamak Uçağın kabini basınçlıdır.

((birini)) ((bir şey yapmaya)) (birini) (bir şey yapmaya) zorlamak Sözleşmeyi imzalaması için ona baskı yapmaya çalıştılar.

Synonyms: force, compel, coerce

'pressure' (basınç) + '-ize' (yapmak, etmek eki). Kelimenin tam anlamıyla 'basınçlı hale getirmek'.

Bir lastikteki gibi fiziksel 'basınç' uygulamayı veya birini ikna etmek için zihinsel baskı yapmayı düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.