noun

prestige

prestij, itibar, saygınlık

Working for that company carries a lot of prestige.

O şirket için çalışmak büyük bir prestij taşıyor.

The award added to her prestige as a writer.

Ödül, bir yazar olarak onun prestijini artırdı.

((uncountable noun)) prestij, itibar O şirket için çalışmak büyük bir prestij taşıyor.

Synonyms: status, reputation, standing, esteem

Latince 'praestigium' (yanılsama, hile) kelimesinden gelir. Anlamı 'göz kamaştırıcı etki' ve daha sonra 'itibar' olarak değişmiştir.

Yüksek itibara ve statüye sahip 'prestijli' bir üniversite düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.