verb

prevail

üstün gelmek, yaygın olmak, ikna etmek

Justice will prevail in the end.

Sonunda adalet üstün gelecek.

A friendly atmosphere prevailed at the meeting.

Toplantıda dostane bir atmosfer hakimdi.

She prevailed upon him to change his mind.

Fikrini değiştirmesi için onu ikna etti.

üstün gelmek galip gelmek Justice will prevail.

üstün gelmek ((birine/bir şeye karşı)) bir rakibi yenmek They prevailed against their rivals.

ikna etmek ((birini)) ((bir şey yapmaya)) birini bir şey yapmaya ikna etmek She prevailed on him to stay.

Eşanlamlılar: triumph, win, succeed; Zıt anlamlılar: lose, fail

Latince 'praevalere' kelimesinden, 'prae-' (önce) + 'valere' (güçlü olmak), yani 'diğerlerinden daha güçlü olmak'.

'pre-' (önce) + 'vail' (değer/cesaret gibi) düşünün. Diğerlerinden *önce* değere/güce sahip olmak, yani kazanmak.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.