noun

prints

izler, baskılar, fotoğraflar

The police found fingerprints at the scene.

Polis olay yerinde parmak izleri buldu.

She sells prints of her paintings online.

Resimlerinin baskılarını internetten satıyor.

I need to pick up my prints from the store.

Fotoğraflarımı dükkandan almam gerekiyor.

((finger/foot...)) prints (parmak/ayak...) izleri The detective looked for footprints.

prints ((of sth.)) (bir şeyin) baskıları I bought two prints of the famous painting.

Eş anlamlılar: marks, impressions, copies, photos, reproductions

'iz, baskı' anlamına gelen Eski Fransızca 'preinte' kelimesinden gelen 'print' kelimesinin çoğuludur.

'Basılmış' birden fazla şeyi düşünün: birden fazla parmak izi, bir fotoğrafın birden fazla kopyası veya bir sanat eserinin birden fazla reprodüksiyonu.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.