adjective

privileged

ayrıcalıklı, imtiyazlı

She comes from a privileged background.

Ayrıcalıklı bir geçmişten geliyor.

I feel privileged to be part of the team.

Takımın bir parçası olmaktan onur duyuyorum.

((ayrıcalıklı + isim)) ayrıcalıklı... Ayrıcalıklı bir çocukluk geçirdi.

((-mekten onur duymak)) bir şey yapmaktan onur duymak Sizinle çalışmaktan onur duyuyorum.

Synonyms: avantajlı, şanslı, onurlu; Antonyms: dezavantajlı, imtiyazsız

'privilege' (ayrıcalık) isminden türetilmiş sıfat hali. Sıfat olarak kullanılan geçmiş zaman ortacıdır.

Bir 'ayrıcalığa' sahip olan kişi 'ayrıcalıklıdır'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.