noun

prize

ödül, mükafat, ikramiye

She won first prize in the competition.

Yarışmada birincilik ödülünü kazandı.

The prize for the winner is a new car.

Kazananın ödülü yeni bir araba.

((bir şey için)) bir ödül bir başarı için verilen bir ödül She won a prize for her essay.

Eş anlamlılar: award, reward, trophy; Zıt anlamlılar: penalty, punishment

Eski Fransızca'da 'fiyat, değer' anlamına gelen 'pris' kelimesinden gelmektedir.

'Price' (fiyat) kelimesine çok benziyor. 'Prize' (ödül), kazanmanın 'bedeli' (price) olarak aldığınız şeydir diye düşünebilirsiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.