verb

probe

araştırmak, sondaj yapmak, incelemek

The committee will probe the cause of the accident.

Komite kazanın nedenini araştıracak.

The doctor used a camera to probe the wound.

Doktor yarayı incelemek için bir kamera kullandı.

She tried to probe his secrets.

Onun sırlarını deşmeye çalıştı.

((sth.)) (bir şeyi) araştırmak The police will probe the matter.

((into sth.)) (bir şeyi) derinlemesine araştırmak They are probing into the company's finances.

Synonyms: araştırmak, incelemek, keşfetmek

Latince 'probare' (test etmek, kanıtlamak) kelimesinden gelir. Bir şeyi test etmek veya bir gerçeği kanıtlamak için derinlemesine incelemek anlamına gelir.

Bir uzay 'sondasının' (probe, isim) uzak bir gezegeni 'incelemek' (to probe, fiil) için kullanıldığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.