adjective

prodigious

muazzam, devasa, olağanüstü

He had a prodigious appetite for knowledge.

Bilgiye karşı muazzam bir iştahı vardı.

The team made a prodigious effort to finish on time.

Takım, zamanında bitirmek için muazzam bir çaba gösterdi.

muazzam bir ((isim)) dikkate değer veya etkileyici derecede büyük He had a prodigious appetite for knowledge.

Eş anlamlılar: enormous, huge, colossal; Zıt anlamlılar: tiny, small

Latince 'prodigium' (kehanet, canavar) kelimesinden gelir. O kadar etkileyici derecede büyük ki bir dahi veya harika gibi.

Bu kelimeyi, 'prodigious' (muazzam) yeteneğe sahip bir 'prodigy' (dahi çocuk) ile ilişkilendirin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.