adjective

prominent

önde gelen, seçkin, belirgin, çıkıntılı

He is a prominent figure in politics.

Siyasette önde gelen bir figürdür.

The house has a prominent position on the hill.

Ev, tepede belirgin bir konumdadır.

She has a prominent nose.

Belirgin bir burnu var.

önde gelen bir ((figür/rol/pozisyon)) önemli veya ünlü Siyasette önde gelen bir figürdür.

Eş anlamlılar: ünlü, önemli, göze çarpan; Zıt anlamlılar: bilinmeyen, belirsiz

Latince 'prominere' (dışarı çıkmak) kelimesinden, 'pro-' (ileri) ve 'minere' (çıkıntı yapmak) kelimelerinden gelir.

Öne ('pro-') doğru 'proje' gibi çıkan, bu yüzden görülmesi ve fark edilmesi kolay bir şey düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.