adjective

prone

eğilimli, yatkın, yüzüstü yatan

He is prone to making mistakes.

Hata yapmaya eğilimlidir.

She was lying in a prone position.

Yüzüstü pozisyonda yatıyordu.

be prone ((to sth. / to -ing)) bir şeye eğilimli/yatkın olmak This car is prone to overheating.

be in a prone position yüzüstü pozisyonda olmak The patient was in a prone position.

Eş anlamlılar: susceptible, liable; Zıt anlamlılar: immune, resistant (eğilim için); supine (pozisyon için)

Latince 'öne eğik, eğimli' anlamına gelen 'pronus' kelimesinden gelir.

'Prone to...' belirli bir eyleme doğru 'öne' (pro-) eğiliyormuşsunuz gibi bir anlam verir. Fiziksel anlamı için, yere 'yüzüstü' (prostrate) uzanmış birini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.