adjective

pronounced

belirgin, bariz, göze çarpan

He has a pronounced limp.

Belirgin bir topallaması var.

She has a pronounced interest in art.

Sanata karşı belirgin bir ilgisi var.

a pronounced ((isim)) çok belirgin olan bir ((isim)) tanımlar He has a pronounced limp.

Eş anlamlılar: noticeable, distinct, marked; Zıt anlamlılar: subtle, slight

'Pronounce' (telaffuz etmek, beyan etmek) fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve Latince 'pronuntiare' (ilan etmek) kelimesinden gelir.

Bir özelliğin herkese 'ilan edilmiş' gibi çok net ve belirgin olduğunu düşünün. Görmesi çok kolay.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.