adjective

astute

zeki, kurnaz, akıllı

She made an astute business decision.

Zekice bir iş kararı verdi.

He is an astute observer of politics.

Siyasetin zeki bir gözlemcisidir.

zeki bir ((isim)) He is an astute businessman.

((biri)) zekidir The lawyer was very astute.

Synonyms: zeki, akıllı, kurnaz; Antonyms: aptal, saf

Latince 'astus' (kurnazlık, hile) kelimesinden gelen 'astutus' (kurnaz, hilekar) kelimesinden türemiştir.

Biraz 'a student' (bir öğrenci) gibi ses çıkarıyor. Zeki ve olayları çabuk kavrayan bir öğrenci hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.