prosecute
Çeviri
dava açmak, kovuşturmak
Örnekler
The state will prosecute the suspect for theft.
Devlet, şüpheliyi hırsızlıktan yargılayacak.
They decided not to prosecute due to lack of evidence.
Delil yetersizliğinden dolayı dava açmamaya karar verdiler.
Dilbilgisi Kalıpları
((sb.)) ((for sth.)) (birini) (bir şey) için yargılamak They will prosecute him for fraud.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: sue (dava etmek), charge (suçlamak), indict (itham etmek); Zıt anlamlılar: defend (savunmak), pardon (affetmek)
Etimoloji
Latince 'pro-' (ileri) + 'sequi' (takip etmek) kelimelerinden oluşan 'prosequi' (peşinden gitmek, takip etmek) kelimesinden gelir.
Hafıza İpuçları
Adalet yerini bulana kadar suçluyu yasalarla 'takip eden' bir 'savcı (prosecutor)' düşünün.