adjective

prospective

müstakbel, olası, potansiyel

She met with a prospective client.

Müstakbel bir müşteriyle görüştü.

They are looking for a prospective home.

Müstakbel bir ev arıyorlar.

((isim)) müstakbel, potansiyel. She met with a prospective client.

Eş anlamlılar: potential, likely, future, possible; Zıt anlamlılar: current, past

Latince 'prospectus' (görünüm) kelimesinden, 'prospicere' (ileriye bakmak) fiilinden gelir. 'pro-' (ileri) + 'specere' (bakmak). 'Prospect' ile aynı kökten.

'Müstakbel' bir alıcı gibi 'dört gözle beklediğiniz' bir şeyi tanımlar. Her zaman bir isimden önce gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.