verb

prove

kanıtlamak, ispatlamak, olduğu ortaya çıkmak

Can you prove that you are right?

Haklı olduğunu kanıtlayabilir misin?

The new treatment proved to be effective.

Yeni tedavi etkili oldu.

He must prove himself to the team.

Kendini takıma kanıtlamalı.

((sth.)) (bir şeyi) kanıtlamak. Can you prove your theory?

((to be sth.)) (bir şey) olduğu ortaya çıkmak. The rumor proved to be false.

((oneself)) kendini kanıtlamak. He needs to prove himself to the new coach.

Eş anlamlılar: demonstrate, verify, confirm; Zıt anlamlılar: disprove, refute

Latince 'test etmek, onaylamak, göstermek' anlamına gelen 'probare' kelimesinden gelir. 'probe' (sonda) ve 'probable' (muhtemel) ile ilgilidir.

Bir şeyi 'prove' (kanıtlamak) için 'proof' (kanıt) gerekir. Bu iki kelime doğrudan ilişkilidir ve kulağa benzer gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.