adjective

provisional

geçici, şartlı

We have a provisional agreement.

Geçici bir anlaşmamız var.

This is a provisional schedule for the event.

Bu, etkinlik için geçici bir programdır.

a provisional ((noun)) geçici bir (isim) This is a provisional plan.

Eş anlamlılar: temporary, interim, conditional; Zıt anlamlılar: permanent, final

'provision' + '-al' (sıfat yapan ek). 'Mevcut ihtiyaca hizmet eden' anlamında.

Bunu nihai sürüm değil, 'şimdilik bir tedarik' olarak düşünün. Geçicidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.