adjective

provocative

provokatif, kışkırtıcı, düşündürücü

She made a provocative statement.

Provokatif bir açıklama yaptı.

The film was intellectually provocative.

Film entelektüel olarak kışkırtıcıydı.

He wore a provocative outfit.

Provokatif bir kıyafet giymişti.

((provokatif bir isim)) provokatif bir (isim) Provokatif bir yorum yaptı.

((provokatif olmak)) provokatif olmak Sanatı kasıtlı olarak provokatiftir.

Eş anlamlılar: kışkırtıcı, düşündürücü, müstehcen; Zıt anlamlılar: yatıştırıcı, tartışmasız

Latince 'provocativus' kelimesinden, 'provocare' (ileri çağırmak) fiilinden gelir. Bir tepkiyi ortaya çıkaran bir şeyi tanımlar.

'Provokatif' olan bir şey, öfke, düşünce veya arzu gibi bir tepkiyi 'provoke etmeyi' amaçlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.