adjective

punitive

cezai, cezalandırıcı

The company faced punitive damages.

Şirket cezai tazminatla karşı karşıya kaldı.

He called for punitive measures against the regime.

Rejime karşı cezai tedbirler alınması çağrısında bulundu.

punitive ((sth.)) cezai (bir şey) Mahkeme cezai tazminata hükmetti.

Eş anlamlılar: cezai, disiplin; Zıt anlamlılar: ödüllendirici, faydalı

Latince 'cezalandırmak' anlamına gelen 'punire' kelimesinden gelir. 'Punish' (cezalandırmak) kelimesiyle aynı kökten gelir.

'Punish' (cezalandırmak) kelimesini düşünün. 'Punitive', ceza niteliğinde olan bir şeyi tanımlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.