adjective

purposeful

amaçlı, kararlı, kasıtlı

She took a purposeful step forward.

İleriye doğru kararlı bir adım attı.

He leads a very purposeful life.

Çok amaçlı bir hayat sürüyor.

a purposeful ((action/look/etc.)) amaçlı bir ((eylem/bakış vb.)). She gave him a purposeful look.

Eş anlamlılar: determined, intentional, deliberate; Zıt anlamlılar: aimless, purposeless

'Purpose' (amaç) + '-ful' (dolu) kelimelerinden. Kelimenin tam anlamıyla 'amaç dolu'.

'Amaç' ile 'dolu' olan biri 'purposeful'dur. Ne istediğini bilir ve kararlıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.