verb

push

itmek, basmak, zorlamak, itiş

Push the door to open it.

Açmak için kapıyı itin.

Don't push me to make a decision.

Karar vermem için beni zorlama.

He gave the door a push.

Kapıya bir itiş verdi.

((sth.)) (bir şeyi) itmek. Please push the button.

((sb.)) ((to-inf)) (birini bir şey yapmaya) zorlamak. They pushed him to apply for the job.

Eş anlamlılar: press, shove, thrust; Zıt anlamlılar: pull, drag

Eski Fransızca 'poulser' kelimesinden, Latince 'vurmak, çarpmak' anlamına gelen 'pulsare'den türemiştir.

Ağır bir kutuyu ittiğinizi hayal edin. 'Pull' (çekmek) kelimesinin zıttıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.