verb

puts

koymak, yerleştirmek, ifade etmek

He puts the book on the table.

Kitabı masanın üzerine koyar.

She puts sugar in her coffee.

Kahvesine şeker koyar.

He puts it simply.

Basitçe ifade ediyor.

((bir şeyi)) ((bir yere)) (bir şeyi) (bir yere) koymak He puts the book on the table.

((bir şeyi)) ((bir şeyin içine)) (bir şeyi) (bir şeyin içine) koymak She puts sugar in her coffee.

((bir şeyi)) ((belirli bir şekilde)) (bir şeyi) (belirli bir şekilde) ifade etmek He puts it simply.

Eş anlamlılar: place, set, lay; Zıt anlamlılar: remove, take

Eski İngilizce'deki *pūtian* 'itmek, dürtmek' kelimesinden gelir.

Bir saksıyı (pot) bir noktaya (spot) 'koyduğunuzu' (put) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.