adjective

raised

kabartmalı, yükseltilmiş

The book cover has raised lettering.

Kitap kapağında kabartma harfler var.

He sat on a raised platform to give his speech.

Konuşmasını yapmak için yükseltilmiş bir platforma oturdu.

a raised ((noun)) kabartmalı/yükseltilmiş bir (isim) The map has a raised surface.

((be)) raised yükseltilmiş olmak The platform was raised for the speaker.

Eş anlamlılar: elevated (yükseltilmiş), embossed (kabartmalı); Zıt anlamlılar: flat (düz), sunken (batık), lowered (alçaltılmış)

'to raise' (yükseltmek) fiilinin sıfat olarak kullanılan geçmiş zaman ortacı.

'Yükseltilmiş' ve şimdi çevresinden daha yüksek olan bir şey hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.