noun

range

aralık, menzil, çeşitlilik, sıradağ

The store has a wide range of products.

Mağazanın geniş bir ürün yelpazesi var.

The mountain range is visible from here.

Sıradağ buradan görülebiliyor.

The price is out of my range.

Fiyat benim bütçemin dışında.

He practices at the shooting range.

Atış poligonunda antrenman yapıyor.

a range of ((sth.)) bir dizi (şey) Mağaza geniş bir seçenek yelpazesi sunuyor.

in/within range ((of sth.)) (bir şeyin) menzili içinde Gemi füzelerimizin menzili içinde.

out of range ((of sth.)) (bir şeyin) menzili dışında Hedef menzil dışındaydı.

Synonyms: scope, variety, extent, series

Eski Fransızca'da 'sıra, dizi' anlamına gelen 'renge' kelimesinden gelir ve 'rank' (rütbe) ile ilişkilidir.

Çok çeşitli (a wide range) ağaçların bulunduğu bir sıradağ (mountain range) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.