verb

reaching

ulaşarak, uzanarak

Reaching the summit was our goal.

Zirveye ulaşmak hedefimizdi.

He is reaching for his dreams.

Hayallerine uzanıyor.

((sth.)) (bir yere, hedefe) ulaşmak Gece şehre ulaştık.

((for sth.)) (bir şeye) uzanmak Raftaki kitaba uzandı.

((sb.)) (birine) ulaşmak Bana telefonla ulaşılamaz.

Eş anlamlılar: arrive (varmak), attain (elde etmek); Zıt anlamlılar: leave (ayrılmak)

Eski İngilizce'de 'uzatmak, germek' anlamına gelen 'ræcan' kelimesinden gelir.

Uzaktaki bir şeye 'ulaşmak' için kolunuzu uzattığınızı düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.