verb

reassure

güvence vermek, içini rahatlatmak

I tried to reassure him that everything would be fine.

Onu her şeyin yoluna gireceğine dair rahatlatmaya çalıştım.

The doctor reassured the patient about the surgery.

Doktor, hastaya ameliyat konusunda güvence verdi.

((sb.)) ((that...)) (birine) (...olacağına dair) güvence vermek He reassured me that I would pass the exam.

((sb.)) ((about sth.)) (birini) (bir şey hakkında) rahatlatmak Can you reassure me about my son's safety?

comfort (teselli etmek), encourage (teşvik etmek); Antonyms: worry (endişelendirmek), alarm (alarma geçirmek)

're-' (tekrar) + 'assure' (temin etmek). Birini tekrar emin veya kendinden emin hale getirmek.

Birini 'tekrar temin etmek' ('re-assure'). Bunu onların şüphelerini veya korkularını gidermek için yaparsınız.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.