verb

redeem

paraya çevirmek, telafi etmek, kurtarmak

You can redeem this coupon for a free drink.

Bu kuponu ücretsiz bir içecek için kullanabilirsiniz.

He tried to redeem his reputation after the scandal.

Skandaldan sonra itibarını kurtarmaya çalıştı.

The movie's great acting redeems its weak plot.

Filmin harika oyunculuğu, zayıf senaryosunu telafi ediyor.

((bir şeyi)) paraya çevirmek/telafi etmek You can redeem the coupon.

((bir şeyi)) ((bir şey için)) bir şeyi bir şeyle değiştirmek Redeem your points for a free night.

Eş anlamlılar: recover (kurtarmak), save (kurtarmak), exchange (değiştirmek)

Latince 'geri satın almak' anlamına gelen 'redimere' kelimesinden gelir. 're-' (geri) + 'emere' (satın almak) kelimelerinden oluşur.

Bir kuponu bir ürünle değiştirmek gibi, bir şeyi 'geri satın aldığınızı' veya 'tekrar değerli kıldığınızı' düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.