adjective

refined

rafine, kibar, incelmiş, arıtılmış

He has very refined manners.

Çok kibar tavırları var.

This dish has a refined flavor.

Bu yemeğin rafine bir lezzeti var.

They use refined sugar in this cake.

Bu keki yaparken rafine şeker kullanıyorlar.

((refined)) + isim (kibar, rafine) He has very refined manners.

zarif, sofistike, arıtılmış; Zıt anlamlılar: ham, kaba, rafine edilmemiş

'to refine' fiilinin geçmiş zaman ortacı. Saf veya zarif hale getirilmiş bir şeyi tanımlar.

'İnce hale getirilmiş' bir şey düşünün. 'İnce' zevkleri olan bir kişiyi veya saflaştırılmış bir maddeyi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.