noun

relic

kalıntı, yadigâr, kutsal emanet

The museum has many ancient relics.

Müzede birçok antik kalıntı var.

This old watch is a family relic.

Bu eski saat bir aile yadigârı.

a relic of ((sth.)) (...nın) bir kalıntısı The typewriter is a relic of a past era.

Eş anlamlılar: artifact, antique, heirloom

Latince 'geride bırakmak' anlamına gelen 'relinquere' kelimesinden gelir. 're-' (geri) + 'linquere' (bırakmak).

'Relic', 're'smi 'lik'idite edilmiş (elden çıkarılmış) eski bir eşya gibi düşünülebilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.