noun

reluctance

isteksizlik, gönülsüzlük, tereddüt

He showed great reluctance to sign the contract.

Sözleşmeyi imzalamak için büyük bir isteksizlik gösterdi.

Her reluctance to speak was obvious.

Konuşmaya olan isteksizliği barizdi.

((to-inf)) bir şeyi yapmaya isteksizlik Gitmeye isteksizlik gösterdi.

Eş anlamlılar: gönülsüzlük, tereddüt; Zıt anlamlılar: isteklilik, heves

Latince 're-' (karşı) + 'luctari' (mücadele etmek) kelimelerinden gelir, bir şeye karşı mücadele etmek anlamına gelir.

Kelimeyi 'rahat-yok-tance' gibi düşünün. Rahatınız yok çünkü bir şeyi yapmak istemiyorsunuz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.