adjective

remarkable

dikkate değer, olağanüstü, göze çarpan

Her recovery from the illness was remarkable.

Hastalıktan iyileşmesi dikkate değerdi.

He has a remarkable talent for music.

Müziğe karşı dikkate değer bir yeteneği var.

((bir şey)) dikkate değerdir Her recovery was remarkable.

Eş anlamlılar: extraordinary, amazing, outstanding; Zıt anlamlılar: ordinary, common, unremarkable

're-' (tekrar) + 'mark' (işaretlemek) + '-able' (yapılabilir). Tekrar fark edilmeye veya işaretlenmeye değer bir şey.

O kadar etkileyici ki hakkında tekrar 'remark' (yorum) yapmanıza neden olan bir şeyi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.