adjective

restricted

kısıtlı, sınırlı

This is a restricted area for authorized personnel only.

Burası sadece yetkili personel için kısıtlı bir alandır.

He is on a very restricted diet.

Çok kısıtlı bir diyet uyguluyor.

((kısıtlı bir şey)) kısıtlı bir şey Burası kısıtlı bir bölge.

Eş anlamlılar: limited, confined, controlled; Zıt anlamlılar: unrestricted, open, free

'restrict' fiilinin geçmiş zaman ortacı. Latince 'restrictus' kelimesinden.

Bir şeyin etrafına bağlanmış ve hareketini 'kısıtlamış' bir ip hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.