adjective

revealed

ortaya çıkarılmış, ifşa edilmiş

The revealed secret caused a lot of trouble.

İfşa edilen sır bir sürü soruna yol açtı.

The newly revealed documents were important.

Yeni ortaya çıkarılan belgeler önemliydi.

((as an adjective before a noun)) ortaya çıkarılan ... Ortaya çıkarılan bilgiler şok ediciydi.

Eş anlamlılar: disclosed, exposed, uncovered; Zıt anlamlılar: hidden, concealed

'reveal' fiilinin geçmiş zaman ortacı, Latince 'revelare' (ortaya çıkarmak) kelimesinden.

Ortaya çıkarılmış *olan* bir şeyi düşünün. Eylem tamamlanmıştır ve bu onun sonuç durumudur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.