noun

rib

kaburga

He broke a rib in the accident.

Kazada bir kaburgasını kırdı.

We ate barbecue ribs for dinner.

Akşam yemeğinde barbekü kaburga yedik.

The umbrella has a broken rib.

Şemsiyenin kırık bir teli var.

((bir)) ~ göğüsteki kavisli kemiklerden biri. He broke a rib playing football.

((bir)) ~ ((of sth.)) kaburga bölgesinden bir et parçası. She ordered a rack of ribs.

Eş anlamlılar: kemik (bone), destek (spar).

Eski İngilizce'deki 'ribb' kelimesinden gelir, yaygın bir Germen kelimesidir.

Kalbinizi koruyan 'göğüs kafesini' (rib cage) veya bir porsiyon barbekü kaburgayı düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.