adjective

rich

zengin, varlıklı, yoğun, bereketli

He is a very rich man.

O çok zengin bir adam.

This chocolate cake is too rich for me.

Bu çikolatalı kek bana fazla ağır geldi.

The country is rich in natural resources.

Ülke doğal kaynaklar açısından zengindir.

The fabric has a rich, deep color.

Kumaşın zengin, derin bir rengi var.

((isimden önce)) zengin, bol A rich country has many resources.

((zengin olmak)) varlıklı olmak They are very rich.

((rich in sth.)) (bir şey) bakımından zengin olmak This area is rich in history.

Eş anlamlılar: wealthy, affluent; Zıt anlamlılar: poor, broke

Eski İngilizce 'rīċe' (güçlü, soylu) kelimesinden, Proto-Cermence '*rīkijaz' (krala ait, güçlü) kelimesinden türemiştir.

'Rich' kelimesini, zengin bir kişinin her şeye 'reach' (ulaşmak) edebileceğini hayal ederek hatırlayabilirsiniz. Ses benzerliği yardımcı olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.