noun

rim

kenar, jant, çerçeve

The cup has a gold rim.

Fincanın altın bir kenarı var.

He bent the rim of the wheel.

Tekerleğin jantını eğdi.

((of sth.)) (bir şeyin) kenarı The rim of the glass was chipped.

Eş anlamlılar: edge (kenar), border (sınır), brim (şapka kenarı)

Eski İngilizce'de 'kenar, sınır' anlamına gelen 'rima' kelimesinden gelir.

Bir basketbol potasının 'çemberini' (rim) düşünün. Bir şeyin dış çemberidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.