adjective

ruled

çizgili, yönetilen

She wrote her notes on ruled paper.

Notlarını çizgili kağıda yazdı.

It was a society ruled by tradition.

Geleneklerin yönettiği bir toplumdu.

çizgili ((kağıt/defter)) üzerine çizgiler basılmış kağıt I prefer to use a ruled notebook for class.

((sb./sth.)) tarafından yönetilen birisi veya bir şey tarafından kontrol edilen veya yönetilen The country was ruled by a dictator.

Eş anlamlılar: lined, governed, controlled; Zıt anlamlılar: plain, unlined, free

'to rule' fiilinin sıfat olarak kullanılan geçmiş zaman ortacı.

Bir 'ruler' (cetvel) ile kağıda 'ruled' (çizgili) çizgiler çizildiğini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.