verb

satisfy

tatmin etmek, memnun etmek, karşılamak

The food satisfied my hunger.

Yemek açlığımı giderdi.

You must satisfy the requirements for the job.

İşin gerekliliklerini karşılamalısınız.

His answer did not satisfy the committee.

Onun cevabı komiteyi tatmin etmedi.

((sb./sth.)) (birini/bir şeyi) memnun etmek The new policy satisfied most employees.

((sth.)) (bir gereksinimi, ihtiyacı vb.) karşılamak Does this product satisfy your needs?

Eş anlamlılar: please, fulfil, meet; Zıt anlamlılar: dissatisfy, displease

Latince 'satis' (yeterli) + 'facere' (yapmak) kelimelerinden gelir. 'Yeterli hale getirmek'.

İhtiyacınız olan şeyden yeterince üreten bir 'satis-factory' (memnuniyet fabrikası) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.