noun

screen

ekran, perde, paravan, elek

My computer screen is too bright.

Bilgisayarımın ekranı çok parlak.

We are watching a movie on the big screen.

Büyük ekranda bir film izliyoruz.

We need a screen for the window to keep bugs out.

Böcekleri dışarıda tutmak için pencereye bir sineklik lazım.

The nurse put up a screen for privacy.

Hemşire mahremiyet için bir paravan kurdu.

a/the + ((screen)) ekran The screen of my phone is cracked.

Eş anlamlılar: display, monitor, partition, shield

Eski Fransızca'da 'ateş siperi' anlamına gelen 'escren' kelimesinden gelir. 'Engelleme' veya 'ayırma' fikri merkezidir.

Bir bilgisayar EKRANI, bir sinema PERDESİ (screen) veya bir pencere SİNEKLİĞİ (screen) düşünün. Hepsi baktığınız veya içinden baktığınız düz yüzeylerdir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.