noun

screener

eleme görevlisi, elek, ön gösterim kopyası

A screener checks bags at the airport.

Havaalanında bir eleme görevlisi çantaları kontrol eder.

The company used a phone screener for interviews.

Şirket, mülakatlar için bir telefon eleme görevlisi kullandı.

They showed a screener of the new film to critics.

Eleştirmenlere yeni filmin bir ön gösterim kopyasını gösterdiler.

a/the + ((screener)) eleme görevlisi A screener checks bags at the airport.

Eş anlamlılar: examiner, inspector, filter, evaluator

'Screen' (elemek, taramak) fiili + fail bildiren isim eki '-er'. Eleyen veya tarayan kişi veya şey.

Bir 'screen-er', bir şeyi 'eleyen' (screens) bir kişi veya şeydir, tıpkı bagajınızı tarayan bir havaalanı görevlisi gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.