noun

seizure

nöbet, havale, el koyma, haciz

He had an epileptic seizure.

Epilepsi nöbeti geçirdi.

The seizure of the drugs was a major victory.

Uyuşturucuların ele geçirilmesi büyük bir zaferdi.

((of sth.)) (~a) el konulması The seizure of the illegal goods was reported.

nöbet geçirmek nöbet yaşamak The patient had a seizure last night.

Eş anlamlılar: fit, convulsion, attack; confiscation, capture

'Ele geçirmek' anlamına gelen 'to seize' fiilinden gelir, bu da 'mülk edinmek' anlamına gelen Eski Fransızca 'saisir'den türemiştir.

Bir şeyin vücudun kontrolünü 'ele geçirdiğini' (tıbbi nöbet) veya yetkililerin mülke 'el koyduğunu' (yasal el koyma) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.