adjective

senior

kıdemli, daha yaşlı, üst, son sınıf

He is a senior manager at the company.

Şirkette kıdemli bir müdür.

My brother is a senior in high school.

Kardeşim lisede son sınıf öğrencisi.

This discount is for senior citizens.

Bu indirim yaşlılar içindir.

((sb.))'den kıdemli olmak Benden beş yaş kıdemli.

kıdemli ((isim)) Hukuk bürosunda kıdemli bir ortak.

Eş anlamlılar: older, elder, higher-ranking; Zıt anlamlılar: junior, younger

Latince 'senior' (daha yaşlı) kelimesinden gelir, bu da 'senex' (yaşlı) kelimesinin karşılaştırma derecesidir.

Daha yaşlı ve daha deneyimli biri olan 'senior citizen' (yaşlı vatandaş) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.