noun

sense

duyu, anlam, akıl, his

Dogs have a keen sense of smell.

Köpeklerin keskin bir koku alma duyusu vardır.

He has a good sense of humor.

İyi bir espri anlayışı var.

That doesn't make any sense.

Bu hiç mantıklı değil.

a sense of ((sth.)) bir (...) duygusu/anlayışı She has a great sense of style.

make sense mantıklı olmak Bu plan hiç mantıklı değil.

Synonyms: feeling, perception, meaning, judgment; Antonyms: nonsense

Latince 'algı, his, anlam' anlamına gelen 'sensus' kelimesinden gelir.

Ana anlamını hatırlamak için 'beş duyu'yu (görme, işitme, koklama, tatma, dokunma) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.