verb

separate

ayırmak, bölmek, ayırt etmek

Please separate the white clothes from the colors.

Lütfen beyaz kıyafetleri renklilerden ayırın.

The two towns are separated by a river.

İki kasaba bir nehirle ayrılmıştır.

It's hard to separate fact from fiction.

Gerçeği kurgudan ayırmak zor.

((sth.)) ((from sth.)) (bir şeyi) (bir şeyden) ayırmak Please separate the egg yolks from the whites.

Eş anlamlılar: ayırmak, bölmek; Zıt anlamlılar: birleştirmek, bir araya getirmek

Latince 'se-' (ayrı) ve 'parare' (hazırlamak) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamı 'ayrı hazırlamak'tır.

Türkçedeki 'separatör' (ayırıcı) kelimesini düşünün; aynı kökten gelir ve ayırma işlevi görür.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.