adjective

severe

şiddetli, ciddi, sert, ağır

He is suffering from a severe illness.

Şiddetli bir hastalıktan muzdarip.

The teacher is very severe with her students.

Öğretmen, öğrencilerine karşı çok serttir.

The region is facing a severe drought.

Bölge şiddetli bir kuraklıkla karşı karşıya.

severe + [isim] şiddetli ... The storm caused severe damage.

Eş anlamlılar: harsh, strict, intense, serious; Zıt anlamlılar: mild, gentle, minor

Latince 'ciddi, katı, ağır' anlamına gelen 'severus' kelimesinden gelir.

'Severely' (şiddetle) ciddi bir çavuş (sergeant) hayal edin. Sesi 'serious' (ciddi) kelimesine benzer.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.