noun

shame

utanç, ayıp, yazık

He felt a deep sense of shame.

Derin bir utanç duygusu hissetti.

It's a shame you can't come.

Gelemiyor olman ne yazık.

He brought shame on his family.

Ailesinin yüzünü kara çıkardı.

bir ((utanç)) duygusu bir utanç duygusu Derin bir utanç duygusu hissetti.

It's a ((shame)) that... ... ne yazık ki ... Bu kadar erken ayrılmak zorunda olman ne yazık.

((utanç)) getirmek (birine/bir şeye) birine/bir şeye utanç vermek Yaptıkları takıma utanç getirdi.

Eş anlamlılar: disgrace, embarrassment, humiliation; Zıt anlamlılar: pride, honor

Eski İngilizce'de suçluluk veya rezillik duygusu anlamına gelen 'scamu' kelimesinden gelir.

Birinin 'utanç' (shame) içinde yüzünü sakladığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.