noun

shell

kabuk, deniz kabuğu, mermi kovanı, dış görünüş

We collected shells on the beach.

Sahilde deniz kabukları topladık.

A turtle has a hard shell.

Bir kaplumbağanın sert bir kabuğu vardır.

He finally came out of his shell.

Sonunda kabuğundan çıktı.

((a/the)) shell (bir şeyin) kabuğu A turtle has a hard shell.

Eşanlamlılar: casing (kılıf), husk (kabuk), crust (kabuk), covering (örtü)

Eski İngilizce'deki 'scell' kelimesinden gelir, bölmek veya ayırmak anlamına gelen bir kökle ilgilidir.

Sahildeki bir deniz kabuğunu (sea**shell**) hayal edin. Kelimenin en yaygın imajı budur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.