verb

showed

gösterdi, belirtti, kanıtladı, gezdir

He showed me his new car.

Bana yeni arabasını gösterdi.

The data showed a clear trend.

Veriler net bir eğilim gösterdi.

She showed up late for the meeting.

Toplantıya geç geldi.

((sb.)) ((sth.)) (birine) (bir şeyi) göstermek He showed me the photo.

((sth.)) (bir şeyi) göstermek Harita doğru yolu gösterdi.

((up)) ortaya çıkmak İşe gelmedi.

Eş anlamlılar: display, exhibit, reveal; Zıt anlamlılar: hide, conceal

Eski İngilizce *scēawian* (bakmak, görmek, incelemek) kelimesinden.

İnsanlara bir şeyi 'göstermek' için bir 'şov' yaptığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.