noun

silhouette

silüet, gölge

I saw his silhouette in the doorway.

Kapı aralığında onun silüetini gördüm.

The mountains formed a dark silhouette against the sky.

Dağlar gökyüzüne karşı karanlık bir silüet oluşturuyordu.

((bir şeyin)) silüeti (bir şeyin) karanlık şekli. I saw his silhouette in the doorway.

Eş anlamlılar: outline, shadow, profile

Adını 18. yüzyıl Fransız maliye bakanı Étienne de Silhouette'den almıştır. Ucuz kesme kağıt portreler, onun kemer sıkma politikalarına bir yorum olarak onun adıyla anılmıştır.

Gün batımındaki bir insan gibi, parlak bir arka plana karşı karanlık bir şekil hayal edin. Kelimenin kendisi Fransızca bir taslak gibi zarif görünüyor.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.