adjective

skillful

becerikli, usta, maharetli

He is a skillful negotiator.

O, becerikli bir müzakereci.

Her skillful handling of the situation was impressive.

Durumu ustaca ele alması etkileyiciydi.

skillful ((at/in sth./-ing)) bir şeyde becerikli olmak She is skillful at painting.

a skillful ((noun)) becerikli bir (...) He is a skillful driver.

Eş anlamlılar: adept, proficient, expert; Zıt anlamlılar: clumsy, inept, unskilled

'skill' (beceri) + '-ful' (dolu) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'beceri dolu'.

Bir alanda 'beceri dolu' (full of skill) birini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.